İsrail ile Suriye Geçiş Hükümeti Müzakereleri Paris’te: Golan, QSD ve Azınlıklar Denkleminde Yeni Süreç

İsrail ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakereler Paris’te yeniden başladı. Görüşmeler, Eylül ayından bu yana taraflar arasında yapılan ilk temas olma özelliğini taşıyor ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından kritik başlıkları gündeme alıyor.

Suriye Geçiş Hükümeti’nin resmi ajansı SANA’da yer alan habere göre, Esad el-Şeybani ilk kez İsrailli yetkililerle dolaylı görüşmelere katılıyor. AFP’nin iki diplomatik kaynağa dayandırdığı haberinde ise müzakere turunun Paris’te gerçekleştirildiği doğrulandı.


ABD Koordinasyonunda, Üst Düzey Katılım

Görüşmelerin ABD koordinasyonunda yürütüldüğü belirtilirken, Suriye istihbaratının başındaki isim Hüseyin el-Salame’nin de heyette yer aldığı aktarıldı. ABD merkezli Axios’a göre, İsrail tarafında önceki müzakere turlarını yöneten Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in istifasının ardından yeni bir ekip görevlendirildi.

Bu kapsamda Benjamin Netanyahu, İsrail adına ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, Askeri Sekreter Roman Gofman ve geçici Ulusal Güvenlik Danışmanı Gil Reich’i görevlendirdi.

Bugün ve yarın yapılması planlanan görüşmelere, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da katılması bekleniyor.


Gündem: Güvenlik Dengesi ve 1974 Ayrıştırma Anlaşması

Diplomatik kaynaklara göre taraflar, iki ülke arasında “dengeye dayalı bir güvenlik anlaşmasına” varmayı hedefliyor. Müzakerelerin ana odağında, 1974 tarihli Ayrıştırma Anlaşması’nın yeniden işler hale getirilmesi bulunuyor. Bu çerçevede, İsrail güçlerinin son dönemde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi de masadaki başlıklardan biri.

Söz konusu anlaşma, İsrail ile Suriye arasındaki Golan hattında çatışmaların önlenmesi ve tampon bölgelerin statüsünü düzenlemesi bakımından tarihsel önem taşıyor. Görüşmelerin bu anlaşmayı güncel koşullara uyarlamayı amaçladığı değerlendiriliyor.


\"İsrail

Gerilimli Arka Plan

Beşar Esad’ın devrilmesinden bu yana İsrail, Suriye’ye yönelik yüzlerce hava saldırısı düzenledi; askeri operasyonlar gerçekleştirdi ve Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgede asker konuşlandırdı. Bu süreç, Şam ile Tel Aviv arasındaki gerilimi tırmandırırken, bölgesel aktörlerin de yakından izlediği bir güvenlik krizine dönüştü.

Uzmanlar, Paris’teki görüşmelerin kısa vadede kapsamlı bir normalleşme getirmesinin zor olduğunu; ancak çatışmasızlık ve askeri gerilimi sınırlama açısından önemli bir adım olabileceğini vurguluyor. ABD’nin arabulucu rolü, sürecin sürdürülebilirliği bakımından belirleyici görülüyor.

Golan Tepeleri: Müzakerelerin Ana Düğümü

Diplomatik kaynaklara göre taraflar, iki ülke arasında “dengeye dayalı bir güvenlik anlaşması” hedefliyor. Bu çerçevede müzakerelerin odağında 1974 Ayrıştırma Anlaşması’nın yeniden işler hale getirilmesi bulunuyor. İsrail’in son dönemde Suriye topraklarında genişleyen askeri varlığı ve Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgeye asker konuşlandırması, Şam açısından en kritik başlıkların başında geliyor.

Golan Tepeleri yalnızca askeri değil, sosyolojik ve mezhepsel bir fay hattı niteliğinde. Bölgede yaşayan Dürzi topluluğu, uzun süredir İsrail ile Suriye arasında sıkışmış bir statüye sahip. İsrail’in askeri varlığını derinleştirmesi, Dürziler üzerinde baskıyı artırırken, olası bir güvenlik anlaşması onların statüsünü de doğrudan etkileyecek. Benzer şekilde, Suriye’nin kıyı hattında yoğunlaşan Alevi toplumu, Esad sonrası dönemde güvenlik kaygılarının merkezinde yer alıyor. İsrail saldırılarının artması, bu bölgelerde yaşayan Aleviler açısından da kırılganlığı büyütüyor.


\"Golan

QSD–Şam Görüşmeleriyle Kesişen Süreç

Paris’teki müzakereler, QSD ile Şam arasında yürütülen görüşmelerden bağımsız değil. Kısa süre önce Suriye Demokratik Güçleri (QSD), Şam yönetimiyle askeri entegrasyon başta olmak üzere temasların sonuç alıncaya kadar süreceğini açıklamıştı. QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi öncülüğündeki bu diyalog, Suriye’nin gelecekteki güvenlik mimarisini şekillendirecek ana hatlardan biri olarak görülüyor.

Uzmanlara göre İsrail–Şam hattında olası bir güvenlik anlaşması, QSD’nin statüsünü de dolaylı biçimde etkileyecek. Özellikle ABD’nin hem QSD ile temaslarını sürdürmesi hem de Paris’te arabulucu rolü üstlenmesi, Washington’un Suriye dosyasını bütüncül bir yeniden düzenleme perspektifiyle ele aldığını gösteriyor.


Bölgesel ve Mezhepsel Kırılganlık

Esad’ın devrilmesinden bu yana İsrail’in Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenlemesi, ülkedeki mezhepsel ve etnik fay hatlarını daha da hassas hale getirdi. Dürziler, Aleviler ve Kürtler, olası yeni güvenlik düzenlemelerinin dışında bırakılma riskine karşı dikkatle süreci izliyor.

Paris’te başlayan bu müzakere turu, kısa vadede kapsamlı bir barış getirmese de; Golan’dan QSD’ye, Dürzilerden Alevilere kadar uzanan çok katmanlı bir denklemin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Görüşmelerden çıkacak her sonuç, yalnızca İsrail–Suriye ilişkilerini değil, Suriye’nin iç dengelerini ve azınlıkların geleceğini de belirleyecek nitelikte.


Süreç Yakından İzleniyor

Paris’te başlayan bu yeni müzakere turunun, tarafların güvenlik önceliklerini test eden bir “nabız yoklama” işlevi göreceği değerlendiriliyor. Görüşmelerden çıkacak olası bir çerçeve mutabakatın, sahadaki askeri hareketliliği sınırlayıp sınırlamayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek.

Anahtar kelimeler: İsrail Suriye müzakereleri, Paris görüşmeleri, Golan Tepeleri analizi, QSD Şam görüşmeleri, Dürziler, Aleviler, Suriye geçiş hükümeti, ABD arabuluculuğu

Scroll to Top